Yaşlandıkça Uykuya İhtiyaç Ne Derecede Azalır?

İnsanların yaşlandıkça uykuya daha az ihtiyaç duydukları inancının efsane olduğu bildirildi.
Daily Telegraph’ın haberine göre, California Üniversitesinden uyku ve hafıza alanında uzman Prof. Sean Drummond, aslında yaşlıların da gençler kadar uykuya ihtiyaç duyduğunu belirterek, az uyumanın yaşlılarda hafızanın azalmasının nedenlerinden biri olduğuna da dikkat çekti.
Prof. Drummond, yaşlıların deliksiz uyumakta güçlük çekmelerinin, uykuya daha az ihtiyaçları olduğu yönünde yanlış bir inanışa yol açtığını bildirdi.
Amerikan İlmi İlerletme Derneği’nin toplantısında konuşan Drummond, 35 yaşındaki uyku süresini korumanın “idraktaki yaşla ilgili azalmayı” engellemeye yardımcı olabileceğini ve genel olarak sağlığa olumlu katkısı olacağını söyledi.
Bir kişinin 35 yaşındaki uyku süresiyle 75 yaşındaki uyku süresinin aynı olması gerektiğini belirten Drummond, “İnsanlar yaşlanınca uymakta güçlük çekiyorlar ve bunun artık daha az uykuya ihtiyaçları olduğunun bir işareti olduğunu düşünüyorlar. Aslında olay başka. Yaşlanınca uykunun kalitesi düşebilir, ama süreyi korumalıyız” dedi.
Prof. Drummond, yaş ortalaması 68 olan yaşlılar üzerinde yaptığı araştırmada, yetersiz uykunun beynin çalışma yeteneğini önemli ölçüde etkilediğini belirledi.
Araştırmaya katılanlar arasında daha az uyuyanların, kendilerine verilen bir isim listesini hatırlamakta daha çok güçlük çektikleri ortaya çıktı.
“İnsanlar az uykuyla da idare edebileceklerini sanıyorlar, ancak hafıza testleri bunun tersini söylüyor” diyen Drummond günde 7-8 saat uykunun normal olduğunu söyledi. Drummond, “6 saatten az uyku işlerini yapma ve hatırlama yeteneğini etkiler” diye konuştu.
Kadınları Çileden Çıkaran Cümleler Neler?

“Kim soktu bunları kafana?”, “Sen ne anlarsın ki!” “Çalışmak senin neyine” gibi aşağılayıcı sözler aslında erkeklerin özgüven eksikliğinden kaynaklanıyor.
‘Kilo almışsın, yemek pişmemiş’ gibi gerçeklik payı bulunan cümleler ise bazen doğru olsa da çok kırıcı oluyor.
-Elinin hamuruyla erkek işine karışma, sen kadınsın otur oturduğun yerde, kim soktu bunları senin kafana, siz kadınlar çok dırdırcısınız… Erkekler tarafından söylenen bu cümlelere pek çok kadın aşinadır. Ve bu sözler birçok kadını çileden çıkaran cümlelerin başında gelir. Önyargılı olarak dile getirilen bu gibi ifadelere en çok maruz kalanlarsa kadın sürücülerdir. Öyle ya, öndeki şoförün ufak bir hatası görülse “Sürücü kesin kadındır.” cümlesi yapıştırılıverir. Çalışan, yöneten, üreten kadın sayısı her geçen gün artsa da kadınlara olan önyargılar hâlâ tam anlamıyla kırılabilmiş değil.
“Kadınlardan yönetici olmaz.”, “Kadınlardan şoför olmaz.”, “Çalışmak senin neyine?”, “Sen ne anlarsın ki!”, “Bu evde benim dediğim olur.”, “Ben erkeğim, istediğimi yapmak zorundasın.” gibi cümleler kadınların hoşlanmadığı fakat sıklıkla karşılaştığı sözlerden. Psikolog Dr. Meltem Kavcar Sırmalı, bu durumun erkek egemen kültürün etkisinden kaynaklandığını ifade ediyor. Sırmalı’ya göre kadınlar yavaş yavaş dört duvar arasından çıkıyor. Kısa süre sonra ise iş hayatlarında başarıya ulaşıyorlar. Bu cümleleri kuran erkekler de çoğunlukla yetkinliklerini kaybetme konusunda korkuya kapılanlar. Yüz yıl önce iş yaşamına dâhil olamayan kadınların kısa sürede başarıya ulaşmalarının erkekler tarafından tehdit olarak algılanması Sırmalı’ya göre çok normal: “Çünkü binlerce yıldır kendi aralarında karar veren erkekler şimdi alanlarını kadınlarla paylaşmak zorunda kalıyor.”
Saç Renginde Doğala Dönüş Mü Var?
26 Şubat 2010 Yazan admin
Kategori Kadın Ve Moda, Manşet

Dünya Kuaförler Konfederasyonu (CMC) Türkiye Temsilcisi Harun Cici, son yıllarda bayanların saç renginde doğal renklere dönüş yaptığını belirtti.
Örgü,Topuz gibi nostaljik modellerle dünyada yankı uyandırdıgını soyleyen Cici,bir çok yerden teklif aldıklarını da konuşmasına ekledi.
Türk Kuaförleri olarak Türkiye’yi felsefesi ve mesajı olan saçlarla tanıtmak için çalıştıklarını da ekleyen Harun Cici bu işte oldukça başarılı olacak gibi gorunuyor.
Rus Kadınların İmaj Sıkıntısı
26 Şubat 2010 Yazan admin
Kategori Kadın Ve Moda, Manşet

Alanya Rus Dili Konuşanlar İşbirliği ve Dayanışma Derneği (ARDİD) Başkanı Anjelika Anzhela, fuhuş ve kadın ticareti yapan çeteler nedeniyle dürüst ve namuslu Rus vatandaşlara da kötü gözle bakıldığını, bunun da ilçede yaşayan Ruslar arasında tedirginlik yarattığını söyledi.
Yazılı açıklama yapan Anzhela, son günlerde polis ve jandarmanın yaptığı fuhuş operasyonlarını, Alanya’da yaşayan Rus ve Rus dili konuşan insanların büyük memnunlukla karşıladığını dile getirdi. Türkler’in de bu operasyonları destekleyerek fuhşun bitmesi konusunda destek vermesi gerektiğini belirten Anzhela, şunları kaydetti:
”Fuhuş ve kadın ticareti yapan çeteler nedeniyle ilçemizde dürüst ve namuslu şekilde yaşayan ve ticaret yapan, Rus dilini konuşan insanlara dolaylı olarak kötü gözle bakılmaktadır. İlçemizin kolluk kuvvetlerinin bu gibi operasyonları ile hem gayri yasal eylemler, hem de kadınlık ve hatta insanlık onurunu kırıcı ve zedeleyici faaliyetler engellenmekte, hem de kanunlara saygılı biçimde yaşayan biz Rus dili konuşanların da onuru kurtarılmaktadır. Herkesin aynı kefeye konulmaması gerçeğini bir kez daha gözler önüne sererek, Alanya’da suç oranının düşmesini sağlayan Alanya Kaymakamlığı, emniyet ve jandarma personelini kutluyoruz.”
AA muhabirinin sorularını da yanıtlayan Anzhela, Alanya’da 3 bine yakın Rusça konuşan insan yaşadığını, bunların 2 bine yakınının kadın ve bunların yarısının da Türk’le evli olduğunu söyledi. Rus gelinlerin, işlenen fuhuş suçları nedeniyle ciddi imaj sorunu yaşadığını, bunun Ruslarla evli Türk erkeklerin psikolojisini de olumsuz etkilediğini dile getiren Anzhela, ”Nedense bazı çevreler Rus kadınlara kötü gözle bakıyorlar. Bu yüzden mutsuz olan, tedirgin olan bir çok insan var. İlk etapta Rus kadınları kötü gibi görenler, onları tanıdıkça seviyorlar ve yanıldıklarını anlıyorlar ama ne yazık ki bu fuhuş çeteleri yüzünden düzgün yaşayan Rus kadınlarının imajı zarar görüyor” dedi.
Rus kadınların, zaman zaman yolda yürürken ve çalıştıkları iş yerlerinde de benzer nedenlerle tacize uğradığını ifade eden Anzhela, bu konuda Türk toplumunun desteği ve anlayışının, çok önemli olduğunu söyledi. Dokuz yıl bir Türk’le evli kaldığını ve 10 yıldır Alanya’da yaşadığını anlatan Anzhela, kendisinin de zaman zaman bu tür taciz ve rahatsızlıklara maruz kaldığını ama artık 10 yılın ardından toplumda tanınan ve kabul gören biri durumunda olduğunu sözlerine ekledi.
Şivan Perver Türkiye’ye Geliyor

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın grup toplantısında Türkiye’nin değerleri arasında saydığı Şivan Perwer Türkiye’ye geliyor. AK Parti Van Milletvekili Gülşen Orhan, Şivan Perwer’in mayıs veya haziran ayında İstanbul ya da Diyarbakır’da konser vereceğini söyledi. Orhan, “Kısa süre sonra Şivan Türkiye’ye gelecek, umut ediyoruz ki mayısta gelecek. Gelmesi için hazırlıklar devam ediyor, eğer hazırlıklar yetişmezse büyük bir ihtimalle haziranda geleceğini tahmin ediyorum.” dedi.
İstanbul ya da Diyarbakır hiç fark etmez nerede olursa olsun Kürtlerin onun güzel şarkılarını dinleyeceklerini belirten Orhan, Şivan Perwer’in Kürt müziğinde önemli bir yeri olduğunu Türkiye’ye gelmesi halinde onu büyük bir zevkle dinleyeceklerini söyledi. Şivan Perwer’i Türkiye’ye davet eden AK Partili milletvekillerinden biri olduğuna dikkat çeken Gülşen Orhan, onun özgürlük ve barış için halkının içine gelmesi gerektiğine inandıklarını vurguladı. Orhan, “Özgürlük ve barış içinde şarkılarını söylemelidir ve halkını memnun etmelidir. Türkiye’de yaşarken Kürtçe söylediği dönemlerde, şarkıları yasaklanmış ve kendisi gözaltına alınmak istenmiştir. Bu sebeplerden dolayı yaşamını yurt dışında devam ettirdi. Türkiye artık 30 yıl öncesi ülke değil.” diye konuştu.
Peygamber Kabrine Ayak Uzatınca
Dün gece Peygamber Efendimizin doğumu vesilesi ile kutladığımız Mevlid Kandili’ni idrak ettik.
Bugün sizlere, Mekke Ümmü’l Kura Üniversitesi’nden Tarih Doktorası olan ve 30 yıla yakındır Mekke’de yaşayan Necati Öztürk Bey’den dinlediğim bir anektodu aktaracağım. Birinci elden kendim bizzat dinlememiş olsaydım asla paylaşmayı düşünmezdim. Aktaracağım olayın ardından sizlere bir çift sorum olacak.
Necati Öztürk Bey kendi başından geçen aşağıda aktaracağım anekdotu, aralarında milletvekili, vali, bürokrat ve gazetecilerin bulunduğu bir ortamda, Mekke’de bulunan Diyanet İşleri Ataşelik Binası’ndaki bir sohbet ortamında anlattı.
Bugün Mekke’de özel bir kütüphanenin yöneticiliğini yapan Dr. Öztürk’ün, Medine-i Münevvere’de, Peygamber Efendimizin mescidinde başından geçen olay şöyle.
Peygamber Efendimizin mescidinde kılınan bir namazın ardından Necati Bey mescitten çıkarken, direklerden birine yaslanmış, ayaklarını tam da Peygamber Efendimizin kabrine doğru uzatmış bir adam gözüne ilişir. Görüntüsünden Arap olduğu bellidir.
Necati Bey gönlünden, “şu adamın yaptığı münasebetsizliğe bak, dünyanın dört bir yanında insanlar kıbleye karşı ayaklarını uzatmazken, adam gelmiş hem de Peygamberin mescidinde ayaklarını hem kıbleye, hem de tam da Peygamber Efendimizin kabrine uzatmış” diye geçirir. Bu tür hayıflanma ile adamın yanından geçer gider.
Adamın yanından 5-10 adım kadar uzaklaşmıştır ki, arkadan bir ses duyar ama nasıl olsa kendisine değildir diye aldırmaz. Ardından omuzuna bir el dokunur. Arkasına dönüp baktığında, omuzuna dokunan kişi direğe yaslanmış adamı gösterir ve ‘sana sesleniyor’ der.
Necati Öztürk Bey duruma çok şaşırır ama, direğe yaslanmış adamla gözgöze gelince yanına gitmekten başka çare de bulamaz. Adamın yanına gider, “buyurun” der.
Adamın dediği aynen şudur: “Sana ne oluyor? Sen neden karışıyorsun benim burada nasıl oturduğuma… İnsan çok sevdiği komşusunun ve arkadaşının yanında şöyle rahatça oturamaz mı? Onun sorun etmediğini sen neden sorun ediyorsun? Sen iki yakın dostun arasına neden giriyorsun, aralarındaki ilişkiye neden karışıyorsun, sana mı düştü arkadaşların kendi aralarında nasıl davranacağını belirlemek? Lütfen, üstünüze vazife olmayan şeylere karışmayınız” der.
Ne diyeceğini bilemeyen Necati Bey, adamın önüne diz çöker. Aralarında uzun bir sohbet ve hasbihal gerçekleşir.
Kim daha saygılı?
Melike’nin Lezbiyen Oldugunu Sanmıyorum

Yalçın Çakır’ın Flash TV’de ekrana gelen “Yüzleşme” isimli programında kapıcı Azmi Polat, eşi Nuray Polat’ın lezbiyen ilişki yaşadığını söylediği oyuncu Melike Güner’in yanına kaçtığı iddiası şok etkisi yarattı.
Programın sunucusu Çakır ise programda elinde Güner ile Nuray Polat’ın uygunsuz fotoğraflarının olduğunu da açıkladı. Çakır’a tepki gösteren oyuncu Güner, Polat çiftini tanımadığını ve dava açacağını söyledi. Güner’in 1 yıl önce ayrıldığı oyuncu Bekir Aksoy’un da programın sonunda Çakır’ı aradığı ve eski sevgilisi Güner’in bahsi geçen kapıcının eşiyle bir süredir görüşme-diğini söylediği belirtildi. Ancak Aksoy, Yalçın Çakır’ın adını bile hayatında ilk defa duyduğunu ifade etti ve “Melike’nin böyle bir şey yaptığını sanmıyorum, madem Yalçın Çakır’ın elinde fotoğraflar var, adam gibi adamsa versin” dedi.
Şafak Yazacak Çetin Çekecek

Sinan Çetin Mevlana’nın hayatını filme çekiyor. ‘Rumi’ adlı filmin senaryosunu ‘Aşk’ romanında Mevlana ve Şems’in yakınlığını anlatan Elif Şafak yazacak.
Senaryo özeti Hollywood yıldızlarına gönderildi
-Çetin, Elif Şafak’ın senaryolaştırdığı ‘Rumi’ projesi için Amerikalı bir şirket aracılığıyla Hollywood yapımcılarıyla temasa geçti. - Filmi birlikte yapmayı düşündüğü Amerikalı şirketler, Anthony Hopkins, Robert De Niro ve Sean Connery ile temasa geçip, Elif Şafak’ın yazdığı sinopsisi şimdiden ünlü aktörlere verdi. - Çetin, Bollywood’da da projeye ortak olmak isteyen yapımcılar bulunca işe iyice sarıldı. - Yönetmen ‘Rumi’yi Hollywood’la olmazsa Bollywood’lu yapımcılarla ortaklaşa, bu yaz Nevşehir’de İngilizce çekecek.
Pornocu Deyip Filmlerini Almıyorlar
Habertürk’ün haberine göre Kekilli’nin şu sıralar devam eden 60′ncı Berlin Film Festivali’nde de gösterilen son filmi Die Fremde, genç yıldızın yıllar önce oynadığı porno filmler yüzünden Türk dağıtımcılar tarafından satın alınmadı.
Duvara Karşı’dan sonra kariyeri tamaman farklı bir yönde ilerlemesine rağmen Türkiye‘deki porno yıldızı imajından kurtulamayan Kekilli’nin diğer filmleri de Türkiye’de gösterime girmedi.
2002 yılına kadar Almanya’da porno sektöründe oyunculuk yapan Sibel Kekilli’nin hayatı da kariyeri de Berlin’de Altın Ayı ödülü kazanan Duvara Karşı (Gegen Die Wand) filmiyle değişmişti.
Almanya’da bir çok yönetmenden oyunculuk teklifi alan Sibel Kekilli, Türkiye’de de Mehmet Ali Alabora ile birlikte Eve Dönüş adlı filmde oynamıştı.
Kekilli, 60′ncı Berlin Film Fetivali’nde gösterilen Die Fremde adlı filmde Umay adlı türbanlı bir karakteri canlandırıyor. Feo Aladağ’ın yönettiği filmde Derya Alaborna, Tamer Yiğit, Nursel Köse gibi oyuncular da rol alıyor.
Ebru Şaşırttı

Yeni gelinin 1000 adet büyükbaş hayvanı var
Azeri işadamı Reza Zarrab ie evlenen ünlü şarkıcı Ebru Gündeş, geçen yıl girdiği besicilik işinde büyüme kararı aldı. Gündeş’in Tekirdağ’daki çiftliğinde bin adet büyükbaşı var. Tesisin değeri yaklaşık 2 milyon TL.
Ebru Gündeş, geçtiğimiz yıl ağabeyi Cengiz Kumartaşlıoğlu ile birlikte besicilik ve süt üretimi için Tekirdağ Muratlı’da aldığı tesisi büyütüyor. Ünlü sanatçı geçen yıl 500 olan hayvan sayısını bir yılda ikiye katladı. 2 milyon TL değerindeki tesisinde 1000 adet büyükbaş hayvanla besicilik yapan Gündeş “ Şükür, işler yolunda gidiyor” dedi. Gündeş’in, bankadan kredi alarak Ege ve Marmara’da yine aynı iş için bir başka tesis aradığı da öğrenildi.
4 YIL BOYUNCA ARAŞTIRDIK
Ünlü sanatçı şarkıcılığının yanı sıra neden tarım ve hayvancılık işine girdiğini ise şöyle anlattı: “Son dört yıldır yapmış olduğumuz araştırmalarda tarımın en akıllı ve en çok büyümekte olan iş sektörü olduğuna karar verdik. Bunun için Ege ve Marmara’da birçok çiftlik ziyaretinde fizibilite çalışmaları yaptırdık. Sonunda da bu projeye başladık. Güntaş Tarım Hayvancılık adı altında çalışmalarımıza devam ediyoruz. Hedeflerimiz büyük.”
KÂR İÇİN YEM ÜRETECEĞİZ
Kâr marjlarını yükseltmek için kendi yemlerini üretmek gerektiğini söyleyen Gündeş, “Yem üretmek için arazi yatırımları yapmayı planlıyoruz. Bu sektöre girecek olanlar kesinlikle işi hafife almamalı. Planlamalar doğru zamanda yapılmalı. Tek planda kalmayıp en az 2 farklı planları daha olmalı. Besicilik ve sütçülüğü aynı anda yapmamalı, çünkü ikisi birbirinden çok farklı. Çok eleman yerine az ama işi çok iyi bilen elemanlarla çalışmalı. En önemlisi de iş sahibinin işletmenin başında olması” diye konuştu
İşte Derbinin Muhteşem 11′leri!

Türkiye’de futbolun kalbi yarın Dolmabahçe’de atacak.
Ezeli rakipler Beşiktaş ile Galatasaray, Turkcell Süper Lig derbisinde BJK İnönü Stadı’nda karşı karşıya gelecek. Saat 19.00’da başlayacak ve Digitürk Lig TV’den naklen yayınlanacak maçı hakem Fırat Aydınus yönetecek.
Kariyerinde 14. derbisine çıkacak Aydınus’un yardımcılıklarını Tarık Ongun ile Aleks Taşçıoğlu yapacak. Dev maçın 4. hakemi ise Aytekin Durmaz. Derbi maçta hakem gözlemciliğini Murat Ilgaz, federasyon temsilciliklerini ise Nail Kır ve Akın Kılavuz yapacak.
Beşiktaş ile Galatasaray, derbi maç hazırlıklarını basına kapalı yapacakları idmanlarla tamamlayacak.
BEŞİKTAŞ ZİRVEDEN KOPMAMAK AMACINDA
Derbi maça ev sahipliği yapacak 38 puanla 5. sıradaki Beşiktaş, ezeli rakibini yenerek, zirve yarışında puan farkını indirmek amacında.
Bir maç eksiğiyle lider Galatasaray’ın 8 puan gerisinde 22. haftaya giren siyah-beyazlılar, taraftar desteği altında oynayacağı maçtan 3 puanla ayrılmanın hesaplarını yapıyor.
13 golle ligin en az gol yiyen takımı unvanına sahip olan, buna karşılık sadece 22 gol atabilen (hükmen 3-0 sonuçlanan Ankaraspor maçı hariç) Beşiktaş’ta, derbi öncesi kaleci Ramazan dışında sakat ya da cezalı oyuncu bulunmuyor. 18 Aralık’ta Bursaspor ile yapılan maçta sakatlanan Ferrari, yaklaşık 2 ay sonra forma giyebilecek duruma geldi.
Teknik adamlık kariyerinde özellikle derbi maçlarda sahaya sürdüğü sürpriz isimlerle maç öncesi kadro tahminlerini alt üst eden Mustafa Denizli’nin, Galatasaray karşısına çıkartacağı 11 merakla bekleniyor.
GALATASARAY LİDERLİĞİNİ KORUMAK İSTİYOR
Derbi maça 46 puanla, en yakın takipçisi Fenerbahçe’nin 1 puan önünde lider başlayacak Galatasaray ise Beşiktaş’ı rakip sahada yenerek, ezeli rakibiyle arasındaki puan farkını daha da açmak amacında.
Beşiktaş’a karşı BJK İnönü Stadı’nda son 13 sezonda sadece 1 kez kazanabilen sarı-kırmızılı ekip, Dolmabahçe’den galibiyetle ayrılarak, hem bu kötü istatistiğine son vermek, hem de zirvede kalmak istiyor.
Fenerbahçe ile birlikte ligin en golcü ekibi olan “Cim Bom”, Beşiktaş’ın aksine, derbi öncesi sakat futbolcular açısından sıkıntı yaşıyor.
Sarı-kırmızılı ekipte sakatlıkları nedeniyle Baros, Kewell ve Gökhan yarın kesin olarak oynayamayacak. Sakatlıktan yeni kurtulan Sabri ve Jo hakkındaki kararın ise bugünkü idman sonrası verilmesi bekleniyor. Sarı-kırmızılı ekipte Atletico Madrid maçı sonrası hafif sakatlıkları bulunan Caner ile Elano’nun ise derbide oynamasına engel bulunmadığı bildirildi.
Teknik direktör Frank Rijkaard, forvetteki sıkıntıyı, bu bölgede Arda veya Keita’yı oynatarak gidermek amacında.
OLASI 11’LER
Ezeli rakiplerin derbi maça şu 11’lerle çıkması bekleniyor:
Beşiktaş: Rüştü, İbrahim Toraman, Ferrari, Sivok, İbrahim Üzülmez, Ernst, Fink, Nihat, Yusuf, Tabata, Bobo.
Galatasaray: Leo Franco, Uğur, Neill, Servet, Hakan, Mehmet Topal, Mustafa, Keita, Elano, Giovani (Caner), Arda.
Gelin 13,Damat 14 Yaşında!
SAMSUN’da 13 yaşındaki G.K. adlı kız ile 14 yaşındaki C.T. ailerinin rızasıyla birlikte yaşamaya başladı. G.K. geçen Eylül ayında hamile kalıp doğum yapınca hastane yetkilileri yaşı küçük olduğu için durumu polise bildirdi. İki çocuğun ailesi ve C.T. hakkında 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı. İlk kez hakim karşısına çıkan aileler, çocuklarının birbirlerini sevdiklerini ve izin vermemeleri halinde kaçacaklarını söylemeleri üzerine birlikte yaşamalarına göz yumduklarını söyledi. G.K. ise 2 yıldan bu yana birlikte yaşadığı C.T.’yi sevdiğini ve yaşının 18 olması halinde resmi nikah yapacaklarını söyledi.
Olay, Samsun’daki Yavuz Selim Mahallesi’nde meydana geldi. G.K, mahalleden arkadaşı olan C.T. ile 2 yıl arkadaşlık yaptıktan sonra evlenmeye karar verdi. C.T.’nin ailesi, kızı ailesinden istedi. Kızın ailesi çocukların birlikte yaşamasına izin verip, düğün yaptı. C.T.’nin ailesinin evinde birlikte yaşamaya başlayan çocuk yaştaki çift geçen yıl Eylül ayında bir erkek çocuk sahibi oldu.
Doğum yapmak üzere Kadın Doğum ve Çocuk Hastalıkları Hastanesi’ne götürülen G.K.’nın yaşının küçük olduğunu gören doktorlar, durumu polise bildirdi. Bunun üzerine G.K. ile cinsel ilişkiye giren C.T. ve iki çocuğun ailesi hakkında ‘Cinsel istismar ve cinsel istismara yardım etmek’ suçlarından 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açıldı.
Samsun 1′nci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki ilk duruşmaya tutuksuz yargılanan C.T. ve annesi 53 yaşındaki Aynur T., babası 55 yaşındaki Sezai T. ve G.K. katıldı. Aynur T. ve eşi Sezai T. oğlu ile G.K..’nın birbirlerini sevdiklerini, anlatırken “Oğlum, evlenmek istediklerini söyledi. Biz de yaşının küçük olduğunu, önünde askerlik olduğunu söyleyerek karşı çıktık. Kaçıp evleneceklerini söyledi. Biz de gidip kızı istedik. Onlarda verdi. Çaresiz kaldığımız için birlikte yaşamalarına göz yumduk” diye ifade verdi. Duruşmaya katılan C.T. de, G.K.’yı sevdiğini söyleyerek, “Resmi nikah için yaşlarımızın 18 olmasını bekliyoruz” diye konuştu.
Duruşmaya G.K.’nın annesi annesi 30 yaşındaki Cavidan K. ve babası 32 yaşındaki Cüneyt K. gelmedi. G.K., kimseden şikayetçi olmadığını, kendi isteği ile C.T. ile ilişkiye girdiğini anlatırken, “2 yıllık arkadaşlık sonucunda evlemeye karar verdik. Ailelerimiz evlenmemize karşı çıktı. Ancak biz kaçacağımızı söyleyince rıza gösterdiler. 2008 yılı Ocak ayından itibaren kendisiyle karı- koca hayatı yaşıyoruz. Geçen yıl bir çocuğumuz oldu. Halen daha aynı evde kalıyoruz. Yaşımızı doldurunca da evleneceğiz” dedi. Mahkeme, gelmeyen kızın anne ve babasının dinlenmesi için duruşmayı erteledi.
Terörist İsimleri Sokak Adı Oluyor!
BDP‘li Nusaybin Belediyesi çok tartışılacak bir hamle yaptı.. Karar Öcalan’ın yakalanışının yıldönümünde çıkarıldı.
Mardin Nusaybin Belediyesi, 70 sokak ve mahalleye çatışmalarda ölen PKK‘lılar ile terör örgütünün kamplarının isimlerini veriyor
Habertürk gazetesinin haberine göre BDP‘li Nusaybin Belediye Meclisi, 70 sokak ve mahalleye PKK’lıların adlarını koyma kararı çıkardı. Şoke eden bu tavır, Öcalan’ın yakalanışının 11. yıldönümüne denk getirildi.
TERÖR KAMPLARI İsmi Terör kampı isimleri ile öcalan’ın köyü Amara’nın adı sokaklara verildi. 2008′de Diyarbakır‘da servis otobüsüne saldıran terörist Mehmet Ş. Yıldeniz’in kod adı “Reber” gibi isimler de mahalle ve sokak adı olarak belirlendi.
REBER (YOL GÖSTEREN): Diyarbakır’da 2008′de Ali Gaffar Okkan Polis Meslek Yüksek Okulu’na ait servis otobüsüne yönelik saldırıyı PKK üyesi Mehmet Şah Yıldeniz’in de kod ismi
ARGEJ (YÜKSELEN ATEŞ): Şırnak‘ın cizre ilçesine bağlı Ulaş köyünde güvenlik güçlerince yakalanan Mesut Gökhan adlı teröristin de kod adı AGİT (YİĞİT): Aktütün karakoluna düzenlenen baskında öldürülen 9 PKK’lıdan biri olan Zakir Yıldız’ın kod ismi.
HOGİR (GÜÇLÜ): Bu kod ismi bölgede 300′ün üzerinde PKK’lının kullandığı tahmin ediliyor.
BOTAN (SİİRT VE ŞIRNAK BÖLGESİ): Osman Öcalan ile birlikte örgütten ayrılan Nizamettin Taş bu ismi kullanıyordu.
ORAMAR (DAĞLICA): Hakkari‘nin Yüksekova Dağlıca Taburu’na 21 Ekim 2007′de bir grup PKK’lının saldırısında 12 asker şehit olmuş 8 asker de kaçırılmıştı. Oramar Dağlıca’nın Kürtçe adı.





